Kendine inan tabii ama bazen de ciddiye alma, hem de hiç! Çok ciddiye alırsan iç savaşlarla başedemeyebilirsin…

Kendin=EGO yani ben=sen gibimsi 🙂

Egon ile konuş… Ego aslında çocukluğundaki sendir. Kırılan, kızan, kıskanan, endişelenen, korkan, bunalan, utanan, sıkılan, kapana kısılan SEN… Ne kadar olumsuz duygu varsa biriktirmiş zevzek. İçine atmış, kimseye diyememiş. Şimdi gücü bir tek sana yetiyor tabii ki. Yaşadığın her aksilikte dibinde bitiyor, beynini yiyor. Tam bi kahkaha patlatacak oluyorsun, ağzının ortasına çakıyor iki tane. İyice şımarmış, bencil, karamsar, diktatörlüğünü ilan etmiş, seni de dibe çekmeye çalışıyor.

Şimdi burada “çocuk sen” i sakinleştirip “yetişkin sen”i tanıtmanın sırası geldiğini anlamalısın. Hayatın artık daha kolay ve keyifli olduğunu ona da anlatmalısın. Ona karşı kibar ol, açık ve net ol, sevgi dolu ol ama artık patronun kim olduğunu hissettirmeyi de unutma.

Çok hoşlandığın birisi var diyelim. Pek hoş, kariyer sahibi, sportif, üstelik de çok eğlenceli. Bi yolunu bulup tanışmak istiyorsun. En azından şansını denemek için bi adım atmanın sakıncası yok, biliyorsun. Tam ayağa kalkıyorsun ki EGO’n karşında şaha kalkıyor: “Hayrola cınım??” , “Sen kimsin ki” diyor, “kendini ne sanıyorsun” diyor, “o sana bakmaz” diyor. “Rezil olacaksın” falan bile diyor hadsiz. Derken derken bir de bakmışsın öz güven yerlerde. Geri oturuyorsun tabi bir tutam hüzünle 🙁

Neyse ki bir an geliyor, aklın da başına geliyor. Sessiz sakin bi köşeye geçip EGO’nu karşına alıyorsun, senin de konuşma vaktin gelmişti zaten. “Bak tatlım, bitanem, bebeğim…” artık ne şekerleme, sevgi dolu hitap şekli varsa seçiyorsun birini. “Geçmişte birtakım tatsızlıklar yaşamış olabilirsin, şişmandın, gözlüklerin ve diş tellerinle alay eden kendini bilmezler vardı, paran yoktu, işin yoktu… Kimse seni beğenmeyecek sandın hep. Ama şimdi her şey çok farklı, bak harika dişlerin ve müthiş bir gülümsemen var. Saçlarına herkes bayılıyor, artık çok fit ve dinamiksin. Üstelik kariyerinde de emin adımlarla ilerliyorsun. Maddi imkanların gelişmiş, istediğin o güzel kıyafetleri alıp daha da çok ışık saçabilirsin etrafına. Üstelik enerjinle kapışacak babayiğit de pek az.

Yani demem o ki, “artık güçlüyüz, güzeliz, keyif doluyuz. Ben her zaman senin yanındayım bunu bil. Bunca zaman senin yolunda ilerledik fakat artık değişim zamanı. Bundan böyle ben nereye, sen oraya…”. Değişimin, gelişimin farkına varıp mutlu olma zamanı… Güzelce anlattın durumu, şimdi kocaman bi sarıl ona. Bir anlık hüzünleri, ömrü zehir etmek için su yüzüne çıkarma zamanı sona erdi. Şimdi kabullenme ve mutlu olma vakti. Kabullen, kucakla, gülümse ve değiştir. Hatırla daima , her şey “kocaman sen”in elinde “minnoş sen”in değil. EGO “0” ve “SEN” 1 😉