AŞK OYUNU

Çocukken de bayılırdık oyunlar oynamaya. Rengarenk ve bir o kadar basitti dünyamız. Büyüdükçe renkler solmuş, işler karışmış olabilir ama değişen tek şey aslında oyunun rengi… Çocukluğumuzun vazgeçilmeziydi şakalaşmak, sataşıp kaçmak, köşe kapmaca oynamak, bir kaçıp bir kovalamak… Sonra büyüdük, platonik aşklara tutulup medet umduk. Kovaladık durduk o kaçtıkça. Çok yaklaşmışken kaptırdık köşeyi, oyun dışı kaldık. Şakalaşmanın adı baştan çıkarma, kaçmanın adı ağırdan satmak, kovalamanın adı çapkınlık oldu. Öyle bir kaptırdık ki kendimizi ha kaçtık ha kovaladık derken hiç bir köşede tutunamadık. Bir de kör ebe oynardık çocukken. Görmez ama hissederdik, duymaz ama anlamaya çalışırdık, bilmez ama ümit ederdik. Küçük kalplerimizde [...]