Şöyle sabah uyandığında yumuk gözlerinin ardından bir gülümsemeyle uyanabilmeli insan. O gülümsemenin ardında bir sebep aramamalı. Zaten haddinden fazla keyif saçılmış olmalı ruhunun dört bir köşesine. Sokağa adım attığında içine işleyen güneş de, ince ince atıştıran yağmur da, hafif içini ürperten rüzgar da neşesine eklenip düşmeli peşine.  Yollar umut, yollar keyif, yollar huzur katmalı gününe. Bekleyenin sunacağı gülümseme, o kucak dolusu aşk titretmeli kalbini. Aklını, fikrini yerinden oynatmalı düşler. Düşledikçe coşan kanatları olabildiğince yükselmeli göklere.

İnsan, heyecanının tükendiği yerde yitirir gücünü. Onu beslemek de kendi ellerinde. Korkmamalı yeni maceralara atılmaktan, ardına bakmadan. Utanmamalı coşkuyla sevmekten, çocukça eğlenmekten. Gerektiğinde beynine hükmedip, kalbini dizginlemeyi de bilmeli ki acı veren, hüznü katlayan, neşeyi gömen her şeyi söküp atabilsin bünyesinden. Unutmamalı ki alışkanlıklar kabusa dönüşmeye başladığında  kaçıp gitmektir en büyük cesaret.  E bir huzuru olmalı insanın ve sahip çıkmalı sonuna kadar. Gözlerini yumduğunda o gülümseme asılı kalmalı dudağında, huzura sarılıp çiçek kokulu uykulara bulanmalı her gece. Bilmeli ki her yeni gün huzurla süzülecek yine benliğine…